Kiraz ve Biber

Bir tadım, bin hikaye: insan, yemek ve kültürel mirasın buluşması

Bin Hikaye |  Toplum & İnsan

Yazan Güven Ersen | Mayıs 2026

Görünüyorum, O Halde Var mıyım?

Sosyal medya, çağımızın en parlak ama en yanıltıcı vitrini. İlk bakışta bize sınırsız bir özgürlük alanı sunuyor gibi görünse de, zamanla sadece yaşamakla yetinmediğimiz, yaşadığımızı her an ispat etmek zorunda kaldığımız bir düzene dönüşüyor. Artık sadece nefes almıyoruz; nefes aldığımızı, eğlendiğimizi ve başardığımızı başkalarına ilan etmeye çalışıyoruz. Modern insanın en büyük yorgunluğu tam burada başlıyor.

Komşunun Tatili ve Bizim Sessiz Sancımız

Ekranın karşısına geçtiğimizde her gün sayısız hayatın içinden geçiyoruz. En yakın arkadaşımız o lüks tatile çıkıyor, komşumuz yeni aldığı arabasının önünde gülümsüyor, bir başkası kusursuz bir akşam yemeği masasında poz veriyor... Oysa zihnimiz bu karelerin sadece "seçilmiş anlar" olduğunu çoğu zaman unutuyor. Onların o an orada olması, bizim burada olmayışımızı bir "eksiklik" gibi hissettiriyor. Başkasının birkaç saniyelik parıltısı, bizim gerçek hayatımızla sessiz ama yıkıcı bir rekabete giriyor. İçimizdeki o fısıltı yükseliyor: "Herkes oradaysa, ben neden buradayım?"

"Görün Beni" Diyen Maskeler

Bu dijital vitrinde "ben de varım" diyebilmek için bazen kendimizden vazgeçiyoruz. Mutfaktaki en sıradan halimizle, yorgun yüz hatlarımızla dururken bir anda o özçekim (selfie) telaşı başlıyor. Yüzümüz bir saniye içinde o sahte ve parlak gülümselere bürünüyor; "Bakın, ben de buradayım, ben de mutluyum ve ben de seçkinim" demenin bir yolu bu. Değer duygumuz, kendi sessizliğimizde kurulan bir kale olmaktan çıkıp, başkalarının beğenisine sunulan bir performansa, dışarıdan ölçülen bir borsaya dönüşüyor.

​Panoptikon ve Simülasyonun Gölgesi

Michel Foucault’nun "Panoptikon" düşüncesi, bugün cebimizdeki cihazlarda yaşıyor. Panoptikon, insanın sürekli izlendiğini hissederek davranışlarını düzenlemesidir. Sosyal medya bu gözetlemeyi öyle bir hale getirdi ki; kimse bakmasa bile o hayali takipçi kitlesi için yaşıyor, ona göre poz veriyoruz. Jean Baudrillard’ın belirttiği gibi, artık bir "simülasyon" dünyasındayız. Tadını almadığımız yemeklerin fotoğrafı, içten olmayan o sahte gülüşlerimiz, gerçeğin önüne geçiyor. Önemli olan anın kendisi değil, paylaşılabilir olması haline geliyor.

Sonuç: Yeterince Görüldük mü?

Modern çağın trajedisi tam burada: Hiç olmadığımız kadar görünürüz, ama bir o kadar da kendimize yabancıyız. Ekran her an o zehirli soruyu fısıldıyor: “Yeterince görüldün mü?” Belki de bu yorgunluktan kurtulmak; komşunun ne yaptığıyla ilgilenmeyi bırakıp, o sahte gülümsemeyi takınmadan önceki gerçek yüzümüze, yani kendi sessizliğimize dönmekle başlayacak.

Information icon

Wir benötigen Ihre Zustimmung zum Laden der Übersetzungen

Wir nutzen einen Drittanbieter-Service, um den Inhalt der Website zu übersetzen, der möglicherweise Daten über Ihre Aktivitäten sammelt. Bitte überprüfen Sie die Details in der Datenschutzerklärung und akzeptieren Sie den Dienst, um die Übersetzungen zu sehen.